Sanat ve Sporun Psikolojimize Etkisi

163

“Resim-müzik-beden eğitimi” bir öğrencinin hayatındaki muhteşem üçlülerden biri. Ülkemizdeki eğitim sisteminin tuhaflığı nedeniyle hep “dinlenme zamanı, boş geçen ders, test çözme vakti vs” şeklinde değerlendirilen dersler. İlkokulun ilk bir kaç senesinden sonra çocuklar dışında herkesin gereksiz görmeye başladığı, sınava hazırlık kaygısıyla vakit kaybettirdiği düşünülen dersler…

Okul dışında kurstan kursa sürüklediğimiz, adeta sanattan ve spordan bıktırdığımız çocuklarımızı, okulda bu derslerden mahrum bırakarak okuldan da soğutmayı başarıyoruz maalesef.

Bir psikolog olarak, bu derslerdeki öncelikli amacın “bir bakış açısı yaratmak” olması gerektiğine inanıyorum. Sporun, sağlıklı yaşamın, sanatın her dalının, insan beyninin gelişimini ve ruh sağlığını pozitif yönde ne çok katkıları olduğunu çoğumuz biliyor fakat hemen unutuyoruz, belli bir yaştan sonra bilsek de uygulamakta güçlük çekiyoruz. Ağaç yaşken eğilir misali, bunların önemini, hayatımızın, günlük programımızın bir parçası olması gerektiğini, sağlam kafanın sağlam vücutta olacağını küçük yaşta benimsemeliyiz. Sanat, spor ve sağlıklı beslenme her zaman psikolojik durumumuzla çok orantılı seyreder. En basit şekliyle, sporla vücudumuzu kuvvetlendirirken, güçlü, sağlıklı, dik duruşumuzla, sağlığımızı iyi hissetmemizle kendimize güvenimiz de artacaktır.

Sanatın her dalının bir tür duyguları ifade etme yöntemi olduğunu belirtmeye gerek bile yoktur sanırım. Konuşarak kendini ifade edemeyen çocukların yaptıkları resimlerin bize ne kadar yol gösterdiğini de bilmeyen olmadığını düşünüyorum. Sanat bir dışa vurum, içsel bir yolculuk, kendini tanıma, paylaşma, ifade etme yöntemi, bazen aynı anda ortak duygularla söylenen bir şarkıyla bir dertleşme, rahatlamadır.

Her ne kadar okulların ders programından, eğitim müfredatlarından çıkartılıyor bile olsa, bizler ebeveyn olarak bu akışa kapılmamalı, çocuklarımızın hayatından sporu ve sanatı eksik etmemeliyiz. Bir çocuk sadece ders çalışıp, boş vakitlerinde tv ve internetle, arkadaşlarla buluşup çene çalmakla oyalanıyorsa, kitaptan, sanattan, spordan uzaksa yani fiziksel ve duygusal gelişimine hayatın günlük akışı sırasında katkıda bulunamıyorsa gelişimi yavaşlar, sorunlarına çözüm bulma kapasitesi gelişemez, kendisini tanıyamaz dolayısıyla bitmeyen ergenliklerde takılıp kalırlar, ileriyi görmekte, plan yapabilmekte, organize olmakta, sorumluluk almakta çok zorlanırlar. Evet, gerçekten tüm bu saydıklarımı sadece hayatlarına spor ve sanatı dahil ederek çok daha kolaylıkla başaracaklardır. Emin olun ki ders başarısı bile sanat ve sporla ve hatta sağlıklı beslenmeyle artacaktır.

İlla ki sanatla ya da sporla bizzat uğraşmak değil, ilgilenmek, takip etmek, seyirci olmak, en güzel yağlıboya tabloyu yapmak değil ama karalama yapmak, sergiye gitmek… Şampiyonluklara koşmak değil ama her gün 1-2 esneme hareketi yapıyor olmak, bir yerden bir yere yürümeyi tercih edebilmek… Derslerden beklenti de basket atmayı öğrenmek ya da en güzel kolajı yapmak değil bu bakış açısını yerleştirmeye çalışmak olmalı diye düşünüyorum.