Özel Hastanelerin Tazminat Sorumluluğu

68

“Doktor mu”, “Hastane mi”, “Kim”, “Neyden”, “Ne kadarından” sorumlu?

Güzel haber ise yukarıdakinin bir sorun değil soru olmasıdır. Zira bu, sağlık hukuku gibi elzem bir alanda boşluk olması anlamına gelecekti ki bu hem hastanın hem hastanenin ve dahi doktorlarımızın, hastanın sağlığı gibi ivedilikle halledilmesi gereken hayati bir konu dururken prosedürler içinde boğulması anlamına gelecekti. İstenmeyen bu durumun sonuçlarının ne kadar ağır olacağının takdirini siz bu yazıyı okuyan değerli okuyucuya bırakıyorum…

Peki, gelelim sorunun cevabına; hasta özel hastaneye adım atıp herhangi bir tıbbi müdahale istediğinde kendisine veyahut kanuni olarak temsilcisi olduğu şahsa bir sözleşme imzalar, bu sözleşmenin adı ‘hastaneye kabul sözleşmesidir’. Bu sözleşmenin tarafları hastane, hasta ve yahut yasal temsilcisidir, yani hekim veya sağlık personeli sözleşmenin tarafı değildir.

Hasta, kendisine tıbbi tedavi borcunun ödenmesi sırasında gerek hekimin gerekse yardımcı personelin eylemleri yüzünden uğradığı zararın tazmini için, hastane işleticisi aleyhine dava açılabilir, ancak hekimin sözleşmeye aykırılığı yaratan zarar verici davranışı aynı zamanda ‘haksız fiil’ niteliği taşıyorsa hekim de TBK m.49 gereğince haksız fiilinden sorumlu tutulacaktır.

Yani; Hekim yapılan işin başarıya ulaşmasından değil, özenle yapılmamış olmasından sorumlu tutulacaktır. Hekim, iş kanunu kapsamındaki işçi gibi işini özenle yapmak zorunda olup aksi halde hafif kusurundan dahi sorumlu olacaktır. Hekim, hastanın zarar görmemesi için hem mesleki hem genel hayat tecrübelerine göre gereken dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Hekim, en küçük şüpheli durumda, bu şüpheyi ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Hekim, tedavi yöntemini seçerken, hastalığın ve hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı ve en emin yolu tercih etmelidir.

Titiz bir dikkat ve özen göstermeyen hekim TBK 510/1 maddedeki vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılacaktır. Dolayısıyla tazminat sorumluluğu altındadır.

“Hastanede hizmet sözleşmesiyle çalışan hekimin hastaya verdiği zararlardan hastane nasıl ve ne kadar sorumludur” sorusunun yanıtı…

Kural olarak hekim burada ‘ifa yardımcısı’ konumundadır yani yardımcı şahıstır. Yardımcı şahısların borca (sağlık hizmeti verme) aykırı davranışlarından doğan zarardan borçlu (hastane) sorumludur. Hastane zararı gidermek zorundadır ancak hekimin fiilinden doğan zararı hastaya ödeyen hastane, yaptığı ödemenin hekimin kendi kusurundan kaynaklanan miktarı kadar hekime geri dönebilir( bizler buna rücu deriz).

Mesela; hasta, hastane enfeksiyonu kapmışsa ve tedavi edilmek zorunda kalmışsa, hastane, ağır yaralı veya ağır hastanın tedavisini kabul etmemişse, aşırı ücret almışsa, hastane hastayı aydınlatmamış ve hastadan onay almamışsa, sır saklama ve kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmemişse, hastane hekiminin yanlış tanı ve tedavi nedeniyle hastayı zarar uğratmışsa, hasta hekiminin kusurlu ameliyatı nedeniyle zarara uğramışsa, uğranılan zararlardan dolayı tazminat istenebilir.

Ve Yargıtay Diyor ki;

Hekimlerin kusurlu olduğu olayda hastane istihdam eden sıfatıyla sorumludur.’ Adli Tıp Genel Kurulu raporuna göre anılan olayda doktorların ⅝ oranında kusurlu bulundukları, diğer davalı hastanenin de istihdam eden sıfatıyla TBK m. 66 maddesi hükmünce sorumlu olduğu kanaatiyle’…

Gelelim zaman aşımı meselesine; Sözleşme ihlali nedeniyle açılan davalarda zamanaşımı 10 yıldır. Hekim ile Hasta arasındaki ilişkinin ise vekalet ilişkisi (sözleşmesi) olduğu kabul edildiğinde, burada da zamanaşımı süresi 5 yıldır. Aman dikkat!