“Kebap ve Şalgam Festivali”yle Kol Kola Olmayı Hatırladık

121

Adana Kebap Rakı Festivali’nin adı, Kebap Şalgam Festivali olarak değiştirilse bile, ben o gece pek kimsenin elinde şalgam görmedim. Genellikle Adanalı aslını inkar etmeyip, kendince içiyordu, eğleniyordu, her şey, her yer berkemaldi hamdolsun.

Adana enteresan bir şehirdir; farklıdır, kendine özgü, has bir dokusu, usulü, yaşayışı vardır. Tartının tüm kefeleri eşittir nerdeyse, seçimlerde bile kuyruk farkıyla kazanmıştır partiler belediyeleri, çıkardıkları milletvekili sayıları bile nerdeyse eşittir. Ne çok sağcı, ne çok solcu, ne de çok mutaassıptır. Adanalımın yolu bellidir, bir çizgisi vardır, alışkındır farklılıklara, mezhep ve din farkı önemsemeden,  iç içe kardeşçe, huzurla yaşamaya alışkındır ve bundan keyif duyar. Büyük bir mozaiktir, resimdir, rengarenk gökkuşağı gibidir, “gardaş” dedi mi iş bitmiştir, fark mark kalmaz.

Son zamanlarda, maalesef ki muhteşem resimdeki taşların çoğu, tek tek düşmüş, ya da terk-i diyar etmiştir, yerlerine. Yerine uyar uymaz demeden, renk harmonilerine bile çok alışkın olmadığımız, yenileri monte edilmeye çalışılmıştır. Her büyük metropolün başına gelendir aslında, bu yamalamadır.

Belki resim artık, eskisi gibi muhteşem değildir ama bir bilen göz, hangi taşların gerçek olduğunu hemen fark eder. Siz bakmayın bazen haberlerde Adana’daki kavgalardan, cinayetlerden bahsedildiğine, hiç biri gerçek Adanalı değildir. Şartlar, onları buraya getirmiştir, burada yaşıyorlardır, Adana nüfusuna kayıtlıdır da, ama hala Adana’nın kendine has adabına, karakterine adapte olamamıştırlar, resimde ben farklıyım diye sırıtıyordur da. Hoş geldiler, sefalar getirdiler.

Aslında farklılıklar, yamalamalar zaman zaman güzeldir, eğiticidir, görüp şükredersin ya da gıptayla bakar heyecanlanırsın, kendini geliştirirsin. Romanlar, şiirler yazar bağrından yüzlerce sanatçı çıkarır hayata bırakırsın. Bazen hüsran yaratır. Ne olursa olsun, Adanalı yeni farklılıkları da kollarını açıp içine almış bereketli topraklarında ekmeklerini kazanmalarına destek olmuştur, hısım olmuş, kirve olmuş, kız alıp verip akraba olmuştur.

Bu sene, Kebap Şalgam Festivalini bizim mahallede kutladık arkadaşlarla. Gitmedik eski yıllardaki gibi Büyüksaat, Eski Adana civarına. Ziyapaşa Bulvarı, Şinasi Efendi Caddesi cıvıl cıvıldı. Çayhaneler, kahvehaneler, lokantalar hep bu festival için hazırlanmıştı. Yılbaşının yaklaşıyor olması caddeleri, dükkanları daha da ışıl ışıl, cüretkar güzellikte yapmıştı.

Canlı müzik her bir işletmeden, resimdeki mozaik taşların rengine uygun, çalıp, söyleyip, coşturuyordu müşterilerini, yoldan gelip geçenleri. Kimi nostalji, kimi folklor, kimi caz, kimi davullu zurnalı, zılgıtlı, kimi blues, kimi pop şarkılarıyla.

Kebapçılar uzun uzun mangallarını tüm yol boyu kurmuştu, mis gibi kokular dumanların arasında, gel gel gel, beni ye diye çığırıyordu. İnsanlar hiç kebap yememiş gibi gece yarılarında kuyrukta sırasını bekliyordu. Biz de bekledik, beklerken çalan şarkılara eşlik edip sokaklarda danslar ettik, kahkahalar attık. Keyifli, güzeldi, mutluluk doluydu. Herkes havaya girmiş, dertleri, sıkıntıları, olmuş, olacakları, evdeki dolabın en arka gözüne koymuş sokaklara çıkmıştı sanki.

Ne çok ihtiyacımız varmış, birlik beraberlikte güzellikleri kutlamaya, kol kola danslar edip, şarkılar söyleyip, tanıyıp tanımadığına aldırmadan herkese gülümseyerek bakmaya. Darısı her sene daha coşkuyla, sevgiyle inşallah.