Gastronominin Yaşayan Efsanesi

187

Paul Bocuse hatta mutfağın kutsal ateşi dahi denilebilir. Lyon yakınlarında başlı başına bir gastronomi imparatorluğu. Şöhreti sınırları aşmış, bin bir emekle donatılmış, dünyadaki en lüks sofraların düzenleyicisi, dünya liderlerinin buluşmalarında aranan isim ve müessese!..

Günümüzün en önemli ve en ünlü mutfak şeflerinin büyük bir bölümü Paul Bocuse Enstitüsü çıkışlıdır. Seçilerek alınan şef adaylarına doğal yeteneklerine göre önemli katkılar eklenen kabiliyetli her büyük şefin saygıyla andığı bir isimdir Paul Bocuse. Gastronomi ve gurme dünyası ile ilgili kalem oynatabilmek için; sözel veya görsel mükemmelliği yakalayabilecek bir programa imza atabilmenizin gerekçesi, bu mabedi ziyaret etme şartına bağlıdır. Buraya daha gitmeden, görmeden, hatta burayla ilgili fikir sahibi bile olmadan gastronomi dünyasında yer almak mümkün  değildir. Dolayısıyla yöresel lezzet duraklarını gezip tadana kadar değil, doyana kadar yiyen sevgili arkadaşlarımızla, bu işe gönül vermiş, zaman harcamış, çok okumuş, çok gezmiş ve gastronomi dünyasının merkezinde bulunmuş arkadaşlarımızı ayırmakta fayda görmekteyim. Bu konuda yetkin olmanın diploması ancak ve ancak Paul Bocuse’te yemek yiyebilmek ve görselliğine bizzat ziyaret ederek şahit olmaktan geçer.

Yetmiş senelik efsane geçmişi, başarılar sonucu alınmış binlerce madalya, 3 yıldızlı Michelin Ödülü’nü koruma devamlılığı, karizmatik bir kişilik, devamlı klasik mutfakla harmanlanan yeni fusion mutfak sonucu elde edilmiş şaşırtıcı lezzetler. Yapmasını bilmek tabirine en çok yaklaşabilmiş, yaşarken ebedileştirilmek üzere müze Grevin’de bal mumumdan heykeli yapılıp yerini almış vaziyetteki kişilik, Paul Bocuse…

Her fani insana nasip olmayacak bir özelliği de henüz hayatta iken adının caddelere, köprülere, eşsiz gurme ürünler sergileyen / tattıran ve satan, dünyadaki gurmelerin, gastronomi ile ilgili yazarlarının, fine dining restoran sahiplerinin ve ünlü şeflerinin buluşma ve çekim merkezi olarak restore edilmiş olan eski Lyon hal binasına adının verilmiş olması. Ülkesine gastronomi alanında değerler katmış bir büyük şef. Tabi ülkenin idarecileri de onu onurlandırmayı ihmal etmemişler.

Kendi restoran binasının rengi dahi doğadaki yiyecek renkleri ile boyanmış, canlı fıstık yeşili ve frambuaz rengi dış cephesi ile şayet nehirden tekne ile geldiniz ise lezzet ve asalet mabedine girişte müthiş bir karşılama sizleri bekliyor. Özel günlerinizi önceden bildirirseniz minik bir mutluluk pastası ve seyyar laterna çalan sevimli Antil Adaları’nın tatlı zenci çocuğu sizleri başka dünyalara götürmeye hazırdır. Bulunduğunuz noktadan sizleri limuzin araçlarla lezzet mabetlerine taşıma imkanları dahi var. Geçirdiğiniz unutulmaz saatlerin kıymetli mücevherat muhafaza kutusu gibi olan binada mükemmel servis takımları, antik sanatsal objeler, dekora ahenkli müzik, çalışan personelin her biri adeta Hollywood aktris ve aktörlerine taş çıkartacak nitelikte göz alıcılar ve tertemiz kıyafetler içerisinde sizlerin mutluluğu için kanat çırpmaya hazırlar. İlginç ve kayda değer servisle şişirilmiş sığır mesanesinde dünyaca ünlü Brest tavuğu trüf mantarlar ve özel kremalı sosu içerisinde! Muhteşem!.. Ana yemek öncesinde Maine İstakozunu giriş yemeği olarak almanızı önerebilirim. Dünyada üretilip de mahzenlerinde yer almayan şarap yok gibi. Kaliteli ve lezzetli doğal her çeşit ürün kullanılmak üzere Paul Bocuse’te yerini almak ve referanslarına geçmek için sabırsızlıkla sıralarının gelmesi iznini bekliyorlar.

Selçuk Savaşan Chaîne des Rôtisseurs Yönetim Kurulu Üyesi-Adana